Edgar Rice Burroughs’un “Kayıp Kıta” adlı romanı, muhtemelen 20. yüzyılın başlarında yazılmıştır. Hikaye, Doğu Yarımküre’nin yıkıcı bir savaştan sonra 200 yılı aşkın bir süredir Batı’dan izole edildiği bir post-apokaliptik gelecekte geçmektedir. Anlatı, Pan-Amerikan Federasyonu’na bağlı bir deniz subayı olan Jefferson Turck etrafında dönmektedir; Turck, uzun süredir kaybolmuş ve vahşi bir Avrupa’nın sırlarını ortaya çıkarmak amacıyla medeniyetinin belirlediği sınırları aşarak bir yolculuğa çıkar. Kitabın başında Jefferson Turck, Avrupa’nın izolasyonunu ve onu terk edip unutturan Büyük Savaş’ın sonuçlarını düşünür. Gemisi Coldwater mekanik arızalar yaşadığında, Turck yasaklı sınırları aşarak bu bilinmeyen bölgeye girer. Denizde geçirdiği zorlu bir sürecin ardından o ve birkaç mürettebatı vahşi ve tehlikeli bir kıyıya ulaşır. Bu vahşi dünyada ilerlerken egzotik canavarlar ve ilkel kabilelerle karşılaşırlar; bu da medeniyetin, Turck’un bildiği gelişmiş toplumdan çok uzakta, bir vahşet ve cehalet durumuna gerilediğini gösterir. Kitabın başlangıcı, tehlike, keşif ve bir zamanlar büyük olan bir medeniyetin kalıntıları arasında hayatta kalmaya çalışmanın yer aldığı sürükleyici bir maceranın perdesini açar.