Mary Roberts Rinehart’ın yazdığı “The Amazing Adventures of Letitia Carberry”, 20. yüzyılın başlarında kaleme alınmış bir romandır. Hikaye, Letitia “Tish” Carberry ve yakın arkadaşları Aggie ile Lizzie’nin etrafında dönüyor; üçlü, bir hastanede geçen beklenmedik bir gizemle karşı karşıya kalırlar. Anlatı, neşeli mizah unsurları, tuhaf karakter dinamikleri ve gerilim ile doğaüstü öğelerin ilginç bir karışımını içeriyor; bu da Rinehart’ın zekâsının ve hikaye anlatma yeteneğinin belirgin bir örneği olmasını sağlıyor. Romanın başlangıcı Lizzie’nin bakış açısından anlatılır ve Tish’in dinlenmek için kaldığı hastanedeki o tuhaf gecenin olaylarını gözler önüne serer. Her şey, morgdaki bir cesedin gizemli bir şekilde kaybolup daha sonra tuhaf koşullar altında avizeye asılı halde yeniden ortaya çıkmasıyla alt üst olur. Şüpheci ve kararlı Tish de dahil olmak üzere hastane personeli, bir dizi tuhaf olayın içine sürüklenir: yaygın olan batıl inançlar, açıklanamayan sesler, hayaletler ve duvardaki izler gibi fiziksel deliller… Şüpheler ve endişeler arttıkça, üç arkadaş kendi araştırmalarına başlar; bu süreçte hastanedeki çeşitli personel ve hastalar onlara hem yardım eder hem de engeller oluşturur. Romanın başlangıcı hem komik hem de gerilim doludur; hem ana karakterleri tanıtır hem de hikayeyi ilerleten bu gizemli olayları ortaya koyar.