Agnes Giberne tarafından yazılan “Bayan Primrose”, 19. yüzyılın sonlarında kaleme alınmış bir aile romanıdır. Hikaye, yetenekli ve açık sözlü Pauline Ogilvie’nin, kararsız babasının mali durumunu düzeltmeye çalıştığı, saygın bir iş bulduğu ve hem nazik Leonard Rudge’ın hem de çekici Viola Primrose’un yarattığı duygusal karmaşalarla başa çıktığı süreci anlatır; üstelik babası ile “Bayan Primrose” arasındaki eski ilişki de işleri daha da karmaşık hale getirir. Sessiz bir sahil kasabası ile Londra’nın sosyal ortamları arasında geçen bu hikayede, görevler, ekonomik sorunlar ve gurur; ilk izlenimlerin ve romantik yanlış anlamaların tehlikeleriyle karşılaştırılır. Romanın başlangıcında, Pauline’nin parası tükendiğinde kararsız babasını eski bir arkadaşından tavsiye istemeye zorladığı görülür; nazik komşuları Leonard Rudge ise onların günlük hayatının ve Pauline’in umutlarının bir parçası haline gelir. Haftalar süren gecikmelerin ardından bir kartpostal, Pauline’yi geçici olarak Londra’ya çağırır; orada parlak kişiliğiyle Viola Primrose ile tanışır ve “gerçek” Bayan Primrose’un aslında Viola’nın teyzesi olan ve şu an iyileşme sürecinde olan, zengin Mrs. Palmer olduğunu öğrenir. Leonard Rudge’ın onlarla yakından bağlantılı olduğu da ortaya çıkar ve Viola’nın onunla evlenmesi kaçınılmaz olarak görülür. Kısa bir ziyaret için sahile döndüklerinde, bir uçurumdan düşen kayalar tehlike yaratır; Pauline Viola’yı güvenli bir yere iterek onu kurtarır ancak kendisi de yaralanır. Bu olay, çevresindeki ilişkileri ve motivasyonları tamamen değiştirir.