Marquis de Sade’ın “Les crimes de l’amour” adlı eseri, 18. yüzyılın sonlarında yazılmış bir erotik hikayeler koleksiyonudur. Eser, tarihi ve romantik temaları ele alırken, yazarın aşkın, arzunun ve insan doğasının karanlık yönlerine olan vurgusunu da ortaya koyar. Hikayenin başlangıcında yer alan Juliette de Castelnau karakteri, olağanüstü güzellikte ve cesur bir genç kadındır; 16. yüzyılda Fransa’daki siyasi ve dini çatışmaların içine düşer, özellikle babası ve Raunai’ye olan sevgisi nedeniyle bu durumdan etkilenir. Hikayenin başlangıcı, Cateau-Cambrésis Antlaşması’nın ardından Fransa’sını ve dini bölünmelerin yol açtığı iç çatışmaları gözler önüne serer. Protestan inancı nedeniyle hapse atılan Juliette de Castelnau’nun babasını kurtarmak için her şeyi yapmaya kararlıdır; bu da onun hem inancına hem de ailesine olan derin bağlılığını gösterir. Guise Dükü ile yaptığı müzakereler de dahil olmak üzere bir dizi dramatik olay aracılığıyla, Juliette babasının hayatı ile kendi arzuları arasında seçim yapmak zorunda kalır ve bu durum, tutku ile şiddet, sadakat ile ihanet arasındaki ilişkileri derinlemesine incelemeyi sağlar. Sade’ın provokatif üslubunun bir örneği olan bu eser, insan doğasının karanlık yönlerini etkileyici bir şekilde ele alır.