John Talbot Smith’in “The Art of Disappearing” adlı eseri, 20. yüzyılın başlarında yazılmış bir kurgu romanıdır. Hikaye, trajediye tanık olduktan sonra derin bir dönüşüm yaşayan genç Horace Endicott’u konu alır; bu deneyim onun hayatını ve ilişkilerini sorgulamasına neden olur. Anlatı, kimlik, ihanet ve geçmişle olan bağları tamamen koparma konularını ele alır. Kitabın başında, Sonia Westfield ile evlendikten sonra görünüşte mükemmel bir hayat sürdüren Horace’la tanışıyoruz. Ancak bir tren kazası sırasında Monsignor O’Donnell ile karşılaşmasıyla hayatı karanlık bir yola girer. Bu karşılaşma, özellikle genç bir itfaiyecinin ölümünü ve rahibin şefkatli yardımlarını gördükten sonra, inanç ve varoluş üzerine bir dizi düşünceyi tetikler. Bu üzücü deneyim, Horace’ı hayatın kırılganlığıyla yüzleşmeye zorlar ve onu kendi kimliğini ve mevcut hayatından kaybolma ihtimalini düşünmeye sevk eder. Kitabın ilk bölümleri, Horace’ın radikal bir değişim yolculuğundaki karmaşıklıklara dair ipuçları verirken, okuyucuyu da derin bir duygusal atmosferin içine çeker.
Orijinal yayınlanmasından yirmi yıl sonra “Kaybolan Adam” başlığıyla yeniden piyasaya sürüldü.