Emmeline Pankhurst tarafından yazılan “Kendi Hikayem”, 20. yüzyılın başlarında kaleme alınmış bir tarihi eserdir. Kitap, Pankhurst’ün İngiltere’deki kadınların seçme hakkı hareketindeki önemli rolünü ve yaşadığı deneyimleri ayrıntılı bir şekilde anlatır; aynı zamanda kadınların siyasi hakları için verilen mücadeleyi de ele alır. Pankhurst’in anlatımı, sosyal ve politik karışıklıkların hüküm sürdüğü bu dönemde kadın hakları aktivistlerinin karşılaştığı çeşitli taktikleri ve zorlukları ortaya koyar. Anılarının başında Pankhurst, çocukluğunu ve ailesinin özellikle kölelikin kaldırılması gibi sosyal adalet meselelerine olan katkısını düşünür. Ebeveynleriyle olan ilişkileri ve kölelik karşıtı görüşlerle temas kurması da dahil olmak üzere, adaletsizliğe dair anlayışını şekillendiren deneyimleri anlatır. Kitabın ilk bölümleri, Pankhurst’in kadın haklarına olan bağlılığının temellerini atmaktadır; bu bölümlerde kadınların karşılaştığı eşitsizlikler ve dönemin toplumsal beklentileri konusunda farkındalığının gelişimi gözler önüne serilir. Pankhurst, kendisinin nasıl önde gelen bir aktiviste dönüştüğünü vurgular ve bunu sağlayan kişisel inançlar ile dış olaylara değinir.