Alfred Kubin’in “Die andere Seite: Fantastik Bir Roman” adlı eseri, 20. yüzyılın başlarında yazılmış bir romandır. Hikaye, grafik sanatçısı olan bir anlatıcı etrafında döner; bu anlatıcı, inzivada yaşayan ve son derece zengin eski okul arkadaşı Claus Patera’dan, modern dünyadan tamamen izole edilmiş ve yapay olarak oluşturulmuş bir “Rüya Diyarı”na taşınması için gizemli bir teklif alır. Kitap, psikolojik gerilim, nostalji ve rüya ile gerçeklik arasındaki ilişki gibi temaları derinlemesine işler; Patera ise bu “Rüya Diyarı”nın ve onun tuhaf kurallarının merkezinde yer alan karanlık bir figürdür. Romanın başlangıcında, anlatıcının Claus Patera hakkındaki anılarına yer verilir; bu anılar, Patera’nın etkisiyle bağlantılı tuhaf hatıralar ve bir tür korku hissiyle karakterizedir. Yıllar sonra bir araya gelen anlatıcı ve eşi, Münih’te zorluklarla mücadele eden bir illüstratörken, kendilerine bu tuhaf teklifi getiren Gautsch adlı kişi tarafından ziyaret edilirler. Anlatıcı ve eşi, karılarıyla birlikte Patera’nın “Rüya Diyarı”na taşınmaya karar verirler; çünkü bu yer, modernliğin tüm etkilerinden uzak, her sakininin dikkatle seçildiği ve havasının bile özel bir atmosferde olduğu bir cennettir. Şüpheci olsalar da merak ve büyük maddi çıkarlar nedeniyle bu yolculuğa çıkarlar ve sonunda “Rüya Diyarı’nın görkemli duvarlarını aşarlar. Perle şehrine vardıklarında, sürekli alacakaranlıkta yaşayan, eski geleneklere bağlı ve tuhaf kişiliklere sahip bir toplumla karşılaşırlar; tüm bunlar ise Patera’nın uzaktan ama her yerde hissedilen gözetimi altındadır. Böylece kitap, izolasyon, hafıza ve ütopyaların rahatsız edici çekiciliği üzerine yapılan bir yolculuğun başlangıcını oluşturur.
Bu kitap hakkındaki Wikipedia sayfası: de.wikipedia.org/wiki/Die_andere_Seite_(Roman)) Yazar tarafından resimlendirilmiştir.