Vincent Starrett tarafından yazılan ‘Kaybolan Erkekler’”, 20. yüzyılın başlarında kaleme alınmış bir dedektif hikayesidir. Hikaye, Chicago’da meydana gelen bu gizemli kaybolma olaylarını araştıran soğukkanlı dedektif Lavender’in maceralarını anlatır. Olayların arkasında, tiyatro dünyasıyla bağlantılı sahne kimlikleri ve uzun süredir gizlenen bir aile sırrı yatmaktadır. Peter Vanderdonck adlı bir fotoğrafçı, Charles Merritt adlı popüler bir komedyen ve son olarak zengin Cyril Minor’ın da kaybolmasıyla Lavender, tuhaf ipuçları toplamaya başlar: neredeyse hiç kullanılmayan bir ofis, lavaboda rastlanan yağ boya izleri, bir kasası ve aktris Sidney Kane hakkındaki bir gazete notu… Lavender, Merritt ile Vanderdonck’ın aslında aynı kişi olduğunu; Cyril Minor’ın ise hem onlardan biri hem de diğerinin yerine geçtiğini, şöhretten kaçınmak için çift hayat sürdüğünü ve eski eşi Sidney Kane ile gizlice yeniden bir araya geldiğini keşfeder. “Baba” yerine “Father” imzasıyla yazılmış şüpheli bir telgraf, Lavender’ı ve Cyril Minor’ın kızı Shirley’yi Sidney Kane’in banliyö evine götürür; burada gerçek ortaya çıkar: Sidney Kane aslında Shirley’nin annesidir. İkisi yeniden evlenmişlerdir ve Cyril Minor, hastalanınca “hasta bir erkek kardeşi” olduğu bahanesiyle orada iyileşmektedir. Böylece bu kaybolma olayları, bir suç değil de tiyatrosal bir maskaradan ibarettir ve hikaye aile içindeki uzlaşımla son bulur.