Bernard Alexander Canter’ın yazdığı “Nieuw Utopia”, 20. yüzyılın başlarında kaleme alınmış bir ütopya-felsefi romanıdır. Hikaye, bez nakli yoluyla gençleşmeyi arayan ünlü bir doktor olan Profesör Godefroy Leyden etrafında döner. Leyden’in bedeni narkotiklerin etkisi altındayken ruhu metafizik bir aleme geçer. Anlatı, bilimsel spekülasyonları satirle birleştirerek tıbbi araştırmaları hukuki formalizmle karşı karşıya getirir ve materyalizmi, dini ile gerçeğin doğasını sorgular; aynı zamanda ideal bir toplumsal vizyona de işaret eder. “Nieuw Utopia”nın başlangıcında hikaye “soyut gerçek” olarak tanımlanır ve ardından yetmiş yaşında yasalar gereği emekli olmak zorunda kalan Leyden’in maymun bezleri nakliyle yapılan deneysel ameliyatına odaklanılır. Ameliyat fiziksel olarak başarılı olur; ancak Leyden derin ve sürekli bir narkoz durumuna girer. Bedeni gençleşirken ruhu, anestezi nedeniyle “Psychia” adlı metafizik aleme geçer ve orada kalır; çünkü vücudu mekanik olarak hayatta tutan bu yapılar onun geri dönmesine izin vermez. Cerrahlar tüm çabalarına rağmen başarısız olurken, hukuk camiası da onu emeklilik yasalarını ihlal etmekle suçlamaya hazırlanır. Bu sırada bedeni olmayan halde olan Leyden, ameliyatı izler; “ruhsal” bedeninin özelliklerini test eder; ışık ve zaman üzerine düşünür; bir zamanlar iyileştirdiği hastaları gözlemler ve alçakgönüllülükle dua eder. Daha sonra çakal kafalı Anubis ile karşılaşır ve itiraf etmesi istenir; Leyden ise günah, adalet ve atavizm konularında soğukkanlı ve bilimsel bir yaklaşım benimseyerek hayatını anlatmaya başlar… Ve hikaye de burada sona erer.