Amelia E. Barr’ın yazdığı “The Belle of Bowling Green”, 20. yüzyılın başlarında kaleme alınmış bir romandır. Olaylar 1812 Savaşı sırasında New York’ta geçmektedir ve tarihi aşk hikayeleri ile toplumsal dramaları bir araya getirmektedir. Herkes tarafından beğenilen Sapphira Bloommaert, aşk, aile onuru ve savaşın yarattığı gerginliklerle mücadele eder. Leonard Murray’a olan duyguları, babasının soğuk tepkisiyle çatışırken; Battery ve Bowling Green civarındaki sosyal olaylar, görev, miras ve kalp seçimleri gibi konuları gündeme getirir. Romanın başlangıcında Bowling Green, şehrin tarihi merkezi olarak tasvir edilir; ardından Bloommaert ailesinin hayatına odaklanılır: saygın bir yargıç, canlı ruhlu eşi Carlita, güçlü büyükannesi, sadık oğlu Christopher, güzel kuzeni Annette ve Sapphira… Savaşın heyecanı artar; bayraklar dalgalanır, davullar çalar; yargıç gönüllüleri harekete geçiren bir konuşma yapar ve Leonard da cesur bir genç lider olarak öne çıkar. Ev içi ve sosyal sahneler devam eder: neşeli bir çay partisi, ay ışığında Battery’de yapılan yürüyüşler… Sapphira ve Leonard’ın karşılıklı duyguları sessizce şekillenir; ancak bu durum yargıcın içinde öfke uyandırır. Leonard’ın kadınlardan birliklerinin üniformalarını seçmelerini istemesi ve Sapphira’ya beyaz gül göndermesiyle gerilim tırmanır; sert sözler, Annette’nin kıskançlığı ve ardından evde yaşanan tatlı bir uzlaşma, aile içindeki gerginliği işaret eder. Kısa süre sonra Leonard’ın birliklerinin liman savunmalarında görev yapacağı haberi gelir… Akşam olurken Sapphira, kaçınılmaz veda ziyaretini sakin bir şekilde bekler…