Henry T. Finck tarafından yazılan “İlkel Aşk ve Aşk Hikayeleri”, 19. yüzyılın sonlarında kaleme alınmış bir akademik eserdir. Bu çalışma, özellikle antropolojik ve evrimsel bir perspektiften aşk kavramlarına derinlemesine inmektedir; çeşitli kültürlerde, özellikle ilkel toplumlarda aşkın doğasını incelmektedir. Kitabın amacı, zaman içinde aşkla ilgili duyguların nasıl değiştiğini araştırmak ve modern bağlamda anlaşılan romantik aşkın evrimleşmiş bir duygu olduğunu, eski veya evrensel olarak var olan bir duygu olmadığını savunmaktır. Kitabın başında Finck, aşkın kültürel ve tarihi etkiler altında yıllar boyunca gelişmiş bir kavram olduğunu belirtir. Önceki çalışmalarını gözden geçirir ve iddialarını reddeden eleştirmenlere yanıt verir. Ardından romantik aşkın modern toplumlarda yüceltilse de ilkel kültürlerde genellikle yok olduğunu veya gelişmemiş durumda bulunduğunu öne sürerek, aşk konusunda ayrıntılı bir inceleme yapmanın zeminini hazırlar. İlk bölümlerde, çeşitli antropolojik kaynaklardan yararlanarak aşkın doğasının karmaşık ve çok yönlü olduğunu; toplumsal normlar ve evrimsel süreçlerden etkilendiğini vurgular.