Alfred North Whitehead’ın “Bilim ve Modern Dünya” adlı eseri, 20. yüzyılın başlarında, özellikle de 1920’lerde verilen bir dizi felsefi dersten oluşmaktadır. Bu eser, bilimsel düşüncenin evrimini ve modern Batı kültürü üzerindeki derin etkisini incelemekte; bilimi, çağdaş felsefe, din ve etik görüşlerin şekillenmesinde merkezi bir güç olarak ele almaktadır. Whitehead, modern bilimin ortaya çıkmasına yol açan tarihi bağlamı aydınlatmaya çalışmakta ve bu bilimsel zihniyetin insanlığın doğa ve varoluş hakkındaki anlayışını nasıl yeniden tanımladığını tartışmaktadır. Eserin başında, yazar modern bilimsel düşüncenin kökenlerini inceleme niyetini belirtmekte ve bunun köklerini Rönesans ile Reform dönemlerinde meydana gelen önemli entelektüel değişimlere kadar sürmektedir. Kopernik ve Galileo gibi, dönemlerinin kabul görmüş kozmolojilerine meydan okuyan önemli isimleri tanıtan Whitehead, aynı zamanda ağırlıklı olarak teolojik bir dünya görüşünden, ampirik gözlemler ve matematiksel akıl yürütmenin şekillendirdiği bir dünya görüşüne geçiş sürecini de açıklamaktadır. Whitehead, bu değişimin kademeli ancak dönüştürücü doğasını vurgulamakta ve modern bilimsel zihniyetin yalnızca insanların doğayla ilişkilerini değil, aynı zamanda daha geniş toplumsal yapıları etkileyen metafiziksel inançları da yeniden şekillendirdiğini belirtmektedir.