Gerald Stanley Lee tarafından yazılan “Beyaz Saray’daki Hayalet”, 20. yüzyılın başlarında kaleme alınmış, düşündürücü bir siyasi yorumdur. Bu eser, Amerikan halkı ile başkanları arasındaki karmaşık ilişkiyi inceleyerek, yönetimde gerçek temsil ve bağlantının sağlanması için yapılan mücadeleye dikkat çeker. Lee, siyasi otoritenin soyut ve genellikle kopuk doğasını tanımlamak için “hayalet” metaforunu kullanır ve bir demokrasinin gelişebilmesi için halkın seslerinin iktidardakiler tarafından tanınan ve saygı gören somut bir güce dönüşmesi gerektiğini savunur. Kitabın başlangıcında, Beyaz Saray’ın “ulusun hayaleti” tarafından perili olduğu fikri ortaya konur; burada kastedilen, halkın somut olmayan ve genellikle sesleri duyulmayan beklentileridir. Lee, başkanların sıklıkla somut vatandaşlar yerine belirsiz bir “halk” kavramıyla uğraştığını ve yalnız kaldığını eleştirir. Bir sonraki başkanın ülke ile gerçek bir bağ kurması gerektiğini vurgulayan Lee, ilerlemenin yolunun halkın kolektif gücü ve ifade yeteneği aracılığıyla olacağını öne sürer. Yazar, vatandaşların ihtiyaçlarını dile getirebilecekleri yeni bir yapı önermeye kararlıdır; böylece yönetim sistemi, elitlerin hakim olduğu bir yapıdan halkın kendisinin eline geri dönebilir.