Émile Gaboriau’nun “Paris’in Köleleri” adlı romanı 19. yüzyılın ortalarında yazılmıştır. Hikaye, Paris’te geçmekte olup, karakterlerin yaşamları aracılığıyla yoksulluk ve sosyal mücadele temalarını ele almaktadır. Romanda başlıca karakterler olarak yoksulluk içinde yaşayan genç bir kadın olan Rose Pigoreau ve umutsuzlukla mücadele eden Paul Violaine yer almaktadır. Romanın başlangıcında, Paris’te çok soğuk bir günde, Rose ve Paul adlı genç çift, Hôtel du Pérou adlı harap bir pansiyonda yaşamlarının zorluklarıyla mücadele etmektedirler. Yoksulluğun baskısı altında olan Rose, gelecekle ilgili tahminlerde bulunarak teselli ararken, Paul durumları karşısındaki umutsuzluğunu ifade eder. Konuşmaları, onların ciddi maddi sıkıntılar içinde olduklarını ve ev sahiplerinin tahliye tehdidinin yaklaştığını gösterir. Tam bu sırada, gizemli Père Tantaine adlı kişi beklenmedik bir ziyarette bulunur ve onlara yardım etmeyi teklif eder; ancak önerdiği kredi, karakterlerin kaderini şekillendirecek bir dizi olayın başlangıcı olur. Père Tantaine’in niyetleri ise hâlâ gizemli olarak kalır.