Leo Tolstoy’un “İnsanlığın Düşüncesi” adlı eseri, 20. yüzyılın başlarında yazılmış bir felsefi çalışmadır. Bu kitap, inancın, sevginin ve insanlığın özünün doğasını incelemekte olup, tarih boyunca yaşamış çeşitli bilgelerin ve dini liderlerin düşüncelerini yansıtmaktadır. Amacı, hayatın amacına ve insanlık ile ilahi arasındaki ilişkiye dair daha derin bir anlayış elde etmektir; yazarın kendi düşünceleri de bu eserde yer almaktadır. “İnsanlığın Düşüncesi”nin başında okuyucu, Tolstoy’un inanca ve mutlu bir yaşam için inancın önemine dair düşünceleriyle tanıştırılır. Yazar, gerçek inancın insanın kendi amacını ve insanların uyması gereken ahlaki yasaları anlamasına yol açtığını savunur. Kitabın ilk bölümleri, sevgiyi ve topluluk duygusunu teşvik eden evrensel bir gerçek olarak “gerçek din” kavramını derinlemesine incelemektedir. Tolstoy, sevginin insanları Tanrı ile ve birbirleriyle bağlayan temel ilke olduğunu vurgular ve inançsızlığın acıya ve ayrılığa yol açtığını belirtir. Eski doktrinlerden ve çağdaş düşüncelerden yaptığı alıntılar ve yorumlar aracılığıyla, kültürel ve zamansal sınırları aşan bir ruhsal ve ahlaki yaşam görünümü sunar.