Condesa de Emilia Pardo Bazán’ın yazdığı “Dulce Dueño”, 20. yüzyılın başlarında kaleme alınmış bir tarihi romandır. Antik İskenderiye’nin arka planında geçen bu roman, bilgili ve gururlu bir prenses olan Katarina’nın, yaşadığı dönemin toplumsal ve dini normlarıyla mücadele ederek aşk ve özsaygı duygularıyla başa çıkışını anlatır. Hikaye, onun gerçek güzellik ve aşk arayışını derinlemesine inceleyerek, inanç ve arzu çatışmaları içindeki karmaşık kimliğini ortaya koyar. “Dulce Dueño”nun başlangıcı, bir köyde yapılan samimi bir toplantının dışında hafifçe yağan yağmur eşliğinde sakin bir sahneyle başlar. Bu samimi ortamda üç karakter, İskenderiye’li Katerina hakkında konuşur ve hikayenin tarihi bağlamını vurgularlar. Kilise figürü, Katerina’nın hayatını anlatarak onu, karışık bir dönemde toplumsal baskılar ve zulümlerle mücadele eden bir entelektüel ve güzellik sembolü olarak tanıtır. Diyaloglar arasında, Katerina’nın taliplerine karşı gösterdiği direniş, entelektüel çabaları ve aşk konusundaki içsel çatışmalarına da değinilir; böylece hikaye ilerledikçe inanç, adalet ve kimlik arayışı gibi temalar ön plana çıkar.