Coningsby Dawson’un “Duvarsız Bahçe” adlı eseri, 20. yüzyılın başlarında yazılmış yarı otobiyografik bir romandır. Anlatı, ismi belirtilmeyen genç kahramanın çocukluk dönemine ait anıları merkeze alarak çocukluk, ebeveyn kaybı ve toplumun kısıtlamalarının ötesinde özgürlük arayışı gibi temaları ele alır. Kitap, bir çocuğun gözünden anlatılır; bu çocuk annesi, yoksullukları ve aile dinamiklerini düşünür. Kitabın başlangıcında okuyucular, kahramanın en erken anısıyla tanışır: Annesiyle geçirdiği ve daha sonra kayıp ve özlem duygularına dönüşen o nazik an. Anlatı, Londra’daki çocukluğu ile Stoke Newington’daki yaşamı arasında ilerlerken, babasının yazar olarak yaşadığı zorluklar ve aile hayatlarının gizli karmaşıklıkları da ortaya çıkar. Çocuk, duvarlarla çevrili bahçesinin ötesindeki hayali bir cenneti düşlerken, özgürlük ve macera arzusunu da ifade eder. Ancak çok geçmeden annesi ölür ve çocuğun çocukluğu kayıp duygularıyla kaplanır; yine de bitkisel betimlemeler ve doğanın basit zevkleriyle renklendirilmiştir. Terk edilme hisleriyle mücadele ederken, kahramanın içsel bir yolculuğa çıkmasıyla birlikte roman boyunca ilişkileri ve arzuları da keşfedilmeye başlanır.