Vittorio Bersezio’nun “La carità del prossimo” adlı romanı 19. yüzyılın sonlarında yazılmıştır. Hikaye, eşi ve dört çocuğuyla birlikte dar bir çatı katında yoksulluk içinde yaşayan ressam Antonio Vanardi etrafında döner. Artan borçlar ve hayatın acımasız talepleriyle mücadele eden Vanardi’nin durumu, gücü ve zenginliği kötüye kullananların zalimliğini temsil eden Fiorenzo Marone adlı ev sahibinin gelmesiyle daha da kötüleşir. Roman, sosyal eşitsizlik, aile içi sorunlar ve toplumda sıkça yanlış anlaşılan hayırseverlik kavramını ele alır. Romana başlangıç bölümünde, maddi sıkıntılar ve büyüyen bir ailenin yükü altında olan fakir bir sanatçı olan Antonio Vanardi’nin sefalet içindeki yaşam koşulları tanıtılır. Harap bir binanın çatısında bulunan atölyesi hem çalışma alanı hem de ev olarak kullanılır; burada ağlayan çocukların sesleri ve sürekli şikayet eden eşi Rosina’nın varlığıyla dolu olan aile hayatının kaosu gözler önüne serilir. Roman ilerledikçe, gecikmiş kira almak için gelen ev sahibi Marone ile tanışırız; o da kiracılarına karşı tamamen duyarsız bir tutum sergiler. Yeteneğine rağmen Vanardi, hem dış borçlarla hem de aile içindeki baskılarla mücadele etmek zorunda kalır. Bu başlangıç bölümü, karakterlerin karşılaştığı zorlukların daha derinlemesine incelenmesi için zemin hazırlar ve onların acımasız gerçeklikleri içinde hayırseverliğin –veya bunun eksikliğinin– önemini vurgular.