Joseph Bédier’in “Tristan ve İzolde” adlı romanı, 19. yüzyılın sonlarında yazılmış bir eserdir. Bu yapıt, Tristan ve İzolde karakterleri arasındaki trajik aşk hikayesini anlatırken tutku, sadakat ve onları acı bir sona sürükleyen kaçınılmaz kader güçlerini de ele alır. Anlatı, yüzyıllardır insanları büyüleyen eski bir efsaneye dayanmakta olup romantizm ile trajedinin harika bir karışımını sunar. Romanın başlangıcı, okuyucuları Tristan’ın trajik geçmişiyle tanıştırır. Hikaye, Cornwall Kralı Mark ve Dük Morgan’ın ihanetiyle başlar; bu olaylar sonucunda Tristan dünyaya gelir ve adı onun kaderini önceden işaretler. Sadık Rohaut tarafından büyütülen Tristan’ın çocukluğu, kayıplar ve kendi mirasına olan özlemle geçer. Büyüdükçe avcılık ve sanatlarda yetenek kazanır; fakat akrabalık bağlarından habersiz olan Cornwall Kralı Mark ile aralarında daha derin bir bağ oluşur. Bu giriş bölümü, ortaçağ toplumsal yapısı ve kahramanca ideallerin arka planında aşk ile kaderi birbirine dolayarak hikayeye zengin ve duygusal bir temel atar.