Pierre Loti tarafından yazılan “Le château de La Belle-au-bois-dormant”, 19. yüzyılın sonlarında kaleme alınmış bir romandır. Anlatı, zaman ve değişim nedeniyle kaybolan atalarına ait bir evi geri kazanma yolculuğunu takip ederek nostalji, aile mirası ve zamanın geçişi gibi temaları işler. Hikayenin merkezinde, kahramanın geçmişle olan derin duygusal bağı ve çocukluğuna dair düşünceleri yer alır; bu düşünceler oğluyla olan ilişkisiyle de iç içedir. Kitabın başlangıcı, anlatıcının Huguenot atalarına ait olan ve yıllar süren özlemin ardından nihayet elde ettiği bu aile evinin önemini düşünerek başlar. Oğluyla birlikte yolculuk yaparken, anlatıcı evle ve onun bulunduğu adayla bağlantılı ilk anılarını hatırlar. Ancak yağmurlu bu yolculuk, hem manzarada hem de anılarında zamanın yarattığı değişikliklerle mücadele ederken bir hüzün duygusu uyandırır. Atalarına ait eve yaklaştıkça, anlatıcı hem heyecan hem de endişe hisseder; çünkü evin artık geçmişin uykuda kalmış bir kalıntısı gibi göründüğünün farkındadır.