Cesare Lombroso’nun “Deha İnsanı” adlı eseri, 19. yüzyılın sonlarında kaleme alınmış bilimsel bir yayındır. Kitap, deha ile delilik arasındaki karmaşık ilişkiyi ele alarak dâhi kabul edilen bireylerin özelliklerini ve bu özelliklerin ruhsal hastalık örüntüleriyle nasıl kesiştiğini inceler. Lombroso, tarihî şahsiyetleri araştırır ve fizyolojik ve psikolojik olgular merceğinden dehaya ilişkin temel bir çözümleme sunar. Eserin başlangıcı, Aristoteles’ten daha çağdaş düşünürlere kadar konuya ilişkin önemli tarihsel düşüncelere atıfta bulunarak dehanın incelenmesine zemin hazırlar. Lombroso, dehanın yozlaşma ve nevrozla ilişkisine dair değişen görüşlerini yansıtır ve olağanüstü entelektüel yeteneklerin çoğu zaman psikolojik anomalilerden kaynaklandığını öne sürer. Dehayı çeşitli dejenerasyon belirtileriyle ilişkilendiren bir sav ortaya koyarak okurları dehayı neyin tanımladığını ve toplumsal algıların tarih boyunca parlaklıkla deliliği nasıl birbirine karıştırmış olabileceğini yeniden düşünmeye yönlendirir. Bu düşündürücü giriş, dehanın, ruh sağlığının ve toplumsal kabulün iç içe geçmiş doğasının daha kapsamlı biçimde incelenmesine davet eder.