Heinrich von Kleist’in “Seçilmiş Eserler” adlı eseri, 19. yüzyılın başlarında yazılmış bazı çalışmaların bir derlemesidir. Bu antoloji, acı, çatışma ve doğaüstü unsurlar gibi insan deneyiminin temalarını ele alan çeşitli kısa hikayeler içermektedir. “Locarno’daki Dilenci Kadın” ve “Şili’deki Deprem” gibi eserler, ahlaki ikilemleri ve toplumsal eleştirileri vurgulamaktadır. Derlemenin başlangıcında yer alan ilk hikaye, İtalyan Alpleri’ndeki Locarno yakınlarındaki bir kalede geçmektedir. Hikaye, merhametinden dolayı bir markiz ailesi tarafından barındırılan hasta bir dilenci kadının başına gelenlerle başlar; taşınması emredildikten sonra bu kadın trajik bir şekilde ölür. Yıllar sonra markiz maddi sıkıntılarla karşı karşıya kalıp kaleyi satmaya çalışırken, aynı odada kalan bir şövalye, dilenci kadının ölümüyle ilgili korkunç hayalet olayları anlatır. Başlangıçta şüpheci olan markiz, sonunda ürkütücü bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır ve umutsuzluktan kaleyi ateşe verir. Bu hikaye, Kleist’in kader, toplumsal normlar ve insan ruhu üzerine yaptığı incelemelerin tonunu belirler.