Edith Wharton’ın “Fas’ta” adlı eseri, 20. yüzyılın başlarında kaleme alınmış bir seyahat anlatısıdır. Kitap, Wharton’ın Fas’taki yolculuğunu aktarırken, Avrupa sömürgeciliği nedeniyle önemli bir dönüşümün yaşandığı dönemde ülkenin kültürü, mimarisi ve manzaraları hakkında içgörüler sunar. Yazar, Fas’ın güzelliği ve gizemi üzerine düşünür; Tanca, Rabat ve Fes gibi şehirlerdeki deneyimlerini aktarırken, modernleşme nedeniyle yitip gitmeden önce eski yaşam biçimlerini korumanın aciliyeti konusunda bir duygu da yansıtır. Anlatının başlangıcı, Wharton Fas’ı keşfetmeye hazırlanırken okurları onun maceracı ruhuna davet eder ve bu ilgi çekici destinasyon için uygun bir gezi rehberinin bulunmadığını vurgular. Tanca’daki Avrupa etkisi ile ötesinde uzanan keşfedilmemiş Fas’ın cazibesi arasındaki karşıtlıkları betimler. Wharton, yolculuğunu canlı imgelerle resmeder; seyahat sırasında karşılaşılan engelleri ve yol boyunca rastlanan büyüleyici manzaraları öne çıkarır. Geçip giden anlara ve kitlesel turizmin yaklaşan gelişine yapılan vurgu, yazar zengin ve yok olmanın eşiğindeki bir kültürel dokuyu belgelemeye çalışırken buruk bir hava yaratır.