John Dewey’nin “İnsan Doğası ve Davranışı: Sosyal Psikolojiye Giriş” adlı eseri, muhtemelen 20. yüzyılın başlarında yazılmış ve sosyal psikolojiye odaklanan bir felsefi çalışmadır. Eser, insan davranışları, ahlaki ilkeler ve sosyal çevreler arasındaki karmaşık ilişkiyi incelemekte ve alışkanlıkların bireysel ve toplumsal davranışları nasıl şekillendirdiğini vurgulamaktadır. Dewey, insan etkileşiminde merkezi bir unsur olarak alışkanlık kavramıyla ilgilenerek ahlakın insan doğası ve sosyal koşullarla olan bağlantısının daha derinlemesine incelenmesinin yolunu açmıştır. Eserin giriş bölümünde, geleneksel ahlaki görüşlerin genellikle insan doğasına şüpheyle yaklaştığı ve bunun da ahlak ile insan davranışlarının gerçekleri arasında bir kopukluğa yol açtığı belirtilmektedir. Dewey, ahlakçıların insan doğasını tarihsel olarak patolojik bir bakış açısıyla değerlendirmesini eleştirerek toplumsal yapıların bireysel eylemleri nasıl etkilediğini incelemiştir. Alışkanlıkların, içgüdülerin ve zekânın bir sentezi olduğunu savunan Dewey, ahlaki ilkelerin soyut idealler yerine insan doğası ve sosyal koşullar üzerine yapılan ampirik araştırmalara dayanması gerektiğini belirtmiştir. Bu incelemeler aracılığıyla, insan davranışları bağlamında ahlakın tartışılması için daha bütünleşik ve pratik bir çerçeve önermektedir.