Pûr.nânanda Chakravartin tarafından 19. yüzyılın sonlarında, özellikle 1880’lerde yazılan “The Tattva-Muktavali”, Pûr.naprajña okulunun bakış açısından Vedânta felsefesine yönelik etkileyici bir eleştiri sunmaktadır. Bu eser, bireysel ruhların En Yüce Varlık olan Brahman’dan ayrı olduğunu savunan Pûr.naprajña okulunun görüşlerini yansıtmaktadır. Şiirsel bir dille yazılmış olan bu kitap, dönemin önemli teolojik tartışmalarını ele almakta ve Hindu felsefi sistemleri açısından önemli bir katkı sağlamaktadır. “The Tattva-Muktavali”de yazar, bireysel ruh ile En Yüce Ruh Brahman arasındaki ikiliği sistematik bir şekilde tartışmaktadır. Çeşitli şiirsel dizeler aracılığıyla Chakravartin, Vedânta’da yaygın olan monist görüşlere meydan okumakta ve bunun yerine Brahman’ın her şeye gücü yeten yaratıcı olduğu, bireysel ruhun ise ayrı ve bağımlı bir varlık olarak kalması gerektiği bir ilişki modelini savunmaktadır. Eser, bu iki varlık arasındaki farklılıkları açıklamak için benzetmeler ve örnekler kullanmakta ve ruhun Brahman’a karışabileceğini ancak doğuştan gelen bu farklılıklar nedeniyle gerçek bir özdeşlik iddiasında bulunulamayacağını belirtmektedir. Bu eser, sadece Brahman ile ruh arasındaki ilişkiyi eleştirmekle kalmamakta; aynı zamanda Brahman’a yönelik ibadet ve bağlılığın önemini de vurgulayarak gerçeğe dair ikili bir anlayışı pekiştirmektedir.